Sude Görmüş ve Elif Gülce Demircan tarafından yazılan bu iki şiir, 2023–24 Güz döneminde Z. Gizem Yılmaz’ın TED Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde verdiği Çağdaş Tiyatro dersinde okunan iki oyuna (Mike Bartlett’ın Earthquakes in London ve Richard Bean’in The Heretic oyunları) cevaptır. Bu iki şiir, Z. Gizem Yılmaz’ın derste verdiği şiir ödevinden seçilmiştir.
Birinci Şiir Oyunu:
Sude Görmüş
Mike Bartlett tarafından 2010’da yazılan Earthquakes in London (Londra’da Depremler) oyunu ilk kez 4 Ağustos 2010’da National Theatre’da sahnelenmiştir. “Yeryüzünün Uğursuz Senfonisi” şiiri Earthquakes in London (2010) oyunundan esinlenerek, çevresel endişeleri, insan eylemlerinin gezegen üzerindeki etkilerini ve küresel ısınma gibi ekolojik sorunları merkeze alarak bir çağrı yapmaktadır. Şiir iklim krizinin insanların yaşam kalitelerinin üzerindeki kaçınılmaz etkisine vurgu yaparak bu konuda düşünmeye ve harekete geçmeyi teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Oyun, Londra’da yaşanmak üzere olan bir deprem, hava seyahatinin iklim üzerindeki olumsuz etkisi, hamile olan kadının geleceğe yönelik endişeleri ve bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerinin iklim krizinden etkilendiğini vurguluyor.
An Ominious Symphony of Earth
In a world of horrors, devoid of green,
Echoes of warnings, yet remain unseen.
A symphony of chaos, a planet in pain,
As we rush forward, with so much to lose
The dance of destruction, an ominous trend,
Where does it end?
A dangerous path, an ultimate fate,
Global warming knocking at the gate.
Are we free to choose, or bound by our deeds?
In the face of crisis, where conscience leads.
Giving life into tomorrows, frail and unsure,
In a dystopian world where destiny’s obscure
The ticking clock, an endless sound,
A life of struggle or moments doomed
Dreams and wishes, now covered in doubt,
As the planet struggles, trying to shut
Hear the quiet moan of the planet
Ignoring the signs is a dangerous habit
Time slipping away, with loved ones nearby,
Stop neglecting the Earth’s cry!
Şiirin Türkçe çevirisi Sude Görmüş tarafından yapılmıştır.
Yeryüzünün Uğursuz Senfonisi
Yeşilden yoksun kâbus dolu bir dünyada,
Hâlâ fark edilmeyen uyarı yankıları,
Kaotik bir senfoni, acı içindeki bir gezegen,
Kaybedecek çok şeyimizle ilerlerken
Yıkımın dansı, uğursuz bir trend,
Nereye kadar sürer?
Tehlikeli bir yol, nihaî bir kader,
Küresel ısınma kapıda bekler.
Özgür müyüz, eylemlerimizin esiri mi?
Krizin eşiğinde, vicdan nereye yönlendirirse.
Yarınlara hayat vermek, belirsiz ve riskli,
Kaderin bilinmez olduğu distopik bir dünyada
Saatin tıkırtısı, sonsuz bir ses,
Mücadeleli hayat veya kaderi belirlenmiş anlar
Düşler ve dilekler, şimdi şüpheyle örtülü,
Gezegen çırpındıkça, kapanmaya çalışırken
Gezegenin sessiz inlemesini duy
İşaretleri görmezden gelmek tehlikeli bir huy
Zaman akıp giderken, sevdiklerimizin yanında,
Dünya’nın çığlığını ihmal etmeyi durdur!
İkinci Şiir Oyunu:
Elif Gülce Demircan
Britanyalı tiyatro yazarı Richard Bean 2011 yılında yayımlanan The Heretic (Kâfir) adlı eserinde iklim değişikliğini ve çevre sorunlarını konu alır. İnsan kaynaklı aktiviteleri ve insanların, kendini insan olmayan tüm varlıklardan üstte tutmasını kara mizah kullanaraktan eleştirir. Baskın bilimsel söylemin gerçek istatistiksel bilgilerle nasıl çeliştiğini anlatan oyun ayrıca eko-öfke, eko-kaygı ve eko-acı gibi duyguların da altını çizmektedir. Bu oyundan esinlenerek yazdığım şiir bu duygulara gönderme yapmakta ve iklim krizini durdurmak için bir çağrı niteliği taşımaktadır.
There is no Verse at all But Nature
No, Sir Philip, they don’t just fuck you up, they fuck nature as well.
“Empiricism is a fucking ism like any other fucking ism” (Bean 4.1.106)
As I keep blaming my mother for giving birth to me.
Such a selfish and egoist action just like any other human being
Seeing themselves as the superior beings,
Cherishing their intellectual and rationality
Which causes them to feel superior to any other things.
Arrogant and snobbish beings
“The Saviors”, of the world see the right to reproduce each day
Celebrating this occasion under the name of giving birth.
When the babies grow up, this occasion turns into birthday parties.
They deceive themselves and this overpopulation harms nature
Not aware of the fact that there exists something holier than nature itself.
Şiirin Türkçe çevirisi Elif Gülce Demircan tarafından yapılmıştır.
Doğadan Başka Dize Yoktur
Hayır Sör Philip, sadece sizi değil doğayı da beceriyorlar
“Deneycilik, diğer kahrolası temel bilimler gibi kahrolası bir temel bilimdir.” (Bean 4.1.106)
Beni doğurduğu için annemi suçlayıp duruyorum.
Kendilerini üstün varlıklar olarak gören,
Entelektüel ve rasyonelliklerine değer veren
Her insan gibi bencilce hareket etmeye dayalı bencilce bir davranışta bulunduğu için.
Bu da kendilerini diğer şeylerden üstün hissetmelerine neden oluyor.
Kibirli ve züppe varlıklar
Dünyanın “Kurtarıcıları” her gün kendilerinde çoğalma hakkını görüyorlar.
Bu olayı da doğum yapmak adı altında kutluyorlar.
Bebekler büyüdüğünde bu olayı doğum günü partilerine dönüştürüyorlar.
Kendilerini kandırıyorlar ve bu aşırı nüfus yoğunluğu doğaya zarar veriyor
Doğanın kendisinden daha kutsal bir şeyin olduğu gerçeğinin farkında olmayaraktan.
