Bu yazı Anna Kedziora’nın 28 Haziran – 25 Ağustos tarihleri arasında Wroclow SiC! Galeride gerçekleşen Nehir Yatakları: Akışın Güçleri isimli solo sergisi için Tuçe Erel’in kaleme aldığı küratöryel metindir. PENTACLE için bu metin Türkçeleştirilmiş, sanatçının ve galerinin izni ile burada yayımlanmaktadır. Yazının orijinali ve çevirisi Tuçe Erel’e, son okuma Öykü Burçak Ortakcı’ya aittir.
Bizler su kütleleriyiz. – Neimanis, 2017, s. 2
Anna Kędziora’nın devam eden araştırması nehir bedenlerinin somutlaşmış hafızasına odaklanıyor. Akışın Güçleri sergisi, nehirleri ve çevrelerini görsel, mekânsal, maddi ve dilsel bir şekilde araştırıyor. Sergi, kolektif eyleme açık bir davettir; yaratıcı bir sürece tanıklık etmek, maddeyi tanımak ve su kütleleriyle akrabalık ve ilişkiler kurmak.
İnsanlar da sıklıkla nehirlerimizi değiştirme, yönetme, kolonileştirme ve onları yok etme pahasına sürekli nehir kenarı ya da üstünde inşa etme eğilimleri sergilerler. Bu eylemlerin izi, nehir yataklarına ve onların somut ve betonarme çevrelerine kazınmıştır. Sergi, nehirlerle ilişki kurmanın karmaşık sürecini sezgisel ve analitik bir süreç ile ortaya çıkarıyor. SIC!’deki sergide, Anna Kędziora’nın projesi belirli bir nehrin ötesine geçerek insan yapımı yapılar tarafından yoğun bir şekilde düzenlenmiş herhangi bir nehre uzanıyor. Nehir yataklarını ve onların işgal edilmiş ve sömürgeleştirilmiş çevrelerini araştıran sanatçı, insan ve insan olmayan su kütleleri arasında empatik köprüler ve jestler öneriyor. İnsan-doğa ikilemine ilişkin tüm bu hassas meseleler taş, cam, seramik ve fotoğrafik malzemeler üzerine soyutlanarak doğayla ve özellikle de nehirlerle olan karmaşık ilişkimize dair derin bir kavrayış sunuyor.
Akışın Güçleri, galerinin içinde kıvrıla kıvrıla ilerleyen hayali bir nehirdir. Sergi, ziyaretçileri de aynı şekilde eserlerin akışına ayak uydurmaya, bazı nesneleri hareket ettirmeye ve galeri mekânındaki hayali manzarayı yeniden şekillendirmeye teşvik ediyor. Bu sergideki işler, nehirler ve insanlar arasındaki güç ilişkileri hakkında farklı parçalardan oluşan bir hikâyeyi anlatır. Bu simbiyotik bir ilişkidir. Ancak biz, kapitalist sistem ve kentsel peyzaj içindeki insanlar, nehirlerin varlığını kanıksıyor ve onların bir kaynak olarak değerini ve kırılganlığını takdir etmeyi ihmal ediyoruz. Kedziora’nın sanatsal araştırması, nehir yataklarının ve çevrelerinin büyük dönüşümüne odaklanıyor ve onları insanların sürekli müdahalesine katlanan ve çalışan insan dışı unsurlar olarak kabul ediyor.
İzleyicinin SIC! Galeri’deki ilk karşılaşması, ziyaretçileri malzemeye dokunmaya ve ağırlığını hissetmeye ve sergi süresince bu enstalasyonu yeniden şekillendirmeye davet eden akışkan bir çalışmadır. Başlık, If You See Me, Weep (Beni görürsen, ağla) (Fotoğraf 3), 400 yıldan uzun bir süre önce Děčín’de (Çek Cumhuriyeti) “açlık taşı” olarak bilinen Elbe Nehri taşına oyulmuş bir cümleden geliyor. 1616’da düşük su seviyeleri bölge halkını tarihi kuraklığın kaydını tutmaya zorlamıştır. Kędziora’nın enstalasyonu, Ren Nehrinin derinliği azalmış ve bu nedenle yük taşımacılığı için sorun teşkil bir bölümüne planlanmış ama henüz uygulanmamış insani müdahalesine odaklanır. Devam eden ve hızlanan iklim değişikliği nedeniyle, nehirler mevsimsel olarak su hacmini kaybediyor ve bu da ağırlık taşıyan gemiler için zorluklara neden oluyor. Taşıma kapasitesini en üst düzeye çıkarmak için nehrin sığ kısımlarının şimdikinden 20 cm daha derin hale getirilmesi gerekiyor- halen devam etmekte olan bu proje, Ren Nehri’nin belirlenen kesimlerinde yaşayanları ve yerel yetkilileri korkutuyor. Sergi alanında, nehir bedenlerindeki bu önemli değişikliği ve taşınan malların hacmini temsil eden 20 cm yüksekliğinde 200 taş bulunmaktadır. Bu taşlar, kapitalist sistemin devamı uğruna insanın doğaya hükmetme ve onu alt etme eğilimine gönderme yapıyor.
Forces Mouvantes (Kuvvetlerin Hareketi) (Fotoğraf 5, 6) enstalasyonu sanatçının el yapımı ve elle tek tek cilalanmış taşlarından oluşuyor. Sanatçı, kilden şekillendirdiği taşları ile doğanın hareket eden ve yaratıcı güçlerini taklit eder, bu taşları şekillendirme süreciyle de insanların ve doğanın yarattıklarının dayanıklılığını ve direncini gözlemler. Bu çakıl taşlarına şekil vermenin sanatsal jesti, meditatif bir süreç ve doğal olarak farklı tortu formları taşıyan ve kayaları şekillendiren bir nehirle metaforik bir emek paylaşımıdır. Sanatçı, insan ve jeolojik zaman ölçekleri algısıyla yüzleşip onları karşılaştırırken, kendi bedeninin oranını bu işin ölçeği olarak belirler. Kędziora, bu el yapımı taşlar aracılığıyla, nehirlerin insanlık tarafından yoğun bir şekilde sömürülmesine tanıklık eden kendisinin soyut siluetini oluşturur.
Sergi süresince sanatçı belirli tarihlerde atölye masasında kilden daha fazla taş üretmeye devam edecek (Fotoğraf 7) ve izleyicileri Japonya’da yaygın bir uygulama olan “Hikaru dorodango” adı verilen bu meditatif sürece katılmaya davet edecek. Bu taşlar toprak ve sudan yapılmış, elle küre haline getirilmiştir. Taşların rengi ve dokusu, geldikleri toprağa göre değişiyor. Anna Kędziora, nehrin akışından ve Doğu’nun taş yapım pratiklerinden esinlenerek nehir yataklarının maddeselliğini keşfediyor ve onlarla keyifli bir şekilde bağlantı kuruyor.
Fracture (Kırık) (Fotoğraf 8) adlı çalışmada izleyici, Poznan’da 1960’ların sonu ve 1970’lerin başında inşa edilen Warta nehir kıyısı koruma kuşağının bir parçası olan kırık bir beton taş parçasını gözlemliyor. Bu doğakültür nesnesini altı farklı açıdan fotoğraflamak, hayali Doğa(sız) Tarih Müzesi’ne sembolik bir katkıdır. Nehir yataklarını düzenlemek ve kanalize etmek için onlarca yıldır kullanılan bir malzeme olan betonun soğuk yüzeyi dayanıklılığı simgeliyor. Ancak, beton bu tür insan müdahaleleri için bile yeterince güçlü değildir. Nehir akışının gücü ve akıntısıyla, insan yapımı nehir kıyısı altyapısının zaman içinde parçalandığı ve akıntının bu sözde yok edilemez malzeme üzerinde iz bıraktığı gözlemlenebilir.
Nehirlerin kıvrımlı manzaraları on yıllar ve yüzyıllar boyunca değişime uğramıştır ve bu değişimler bazen sadece nehrin akışından değil, aynı zamanda çeşitli amaçlarla yapılan ağır insan müdahalelerinden de kaynaklanmaktadır. İsimsiz (Fotoğraf 9) adlı çalışma bir röntgen taraması estetiğine sahip olup, Strasbourg çevresindeki Ren Nehri’nin 1703 tarihli bir haritasına dayanmaktadır. Büyük düzenlemelerden önce bir haritacı tarafından dikkatle kaydedilen bu su kütlesi, sanat ve bilimin sınırında içgörü ve duyarlılıkla inceleniyor. Çalışma, doğadaki su kütlelerinin zaman içindeki durmak bilmeyen değişimi arasında köprü kuruyor.
Serginin bir diğer öğesi, sanatçının Warta Nehri’ndeki (Poznan) altyapı yenileme çalışmaları nedeniyle sökülen bir nehir kıyısından topladığı bir bitkiye odaklanan Relic (Kalıntı) (Fotoğraf 10) başlıklı fotoğraf. Görüntünün portreye benzer niteliği, geçici olabilen bu örneğe eylemsellik kazandırıyor. Nehir kıyısı bitkilerinin kalıntısı, genellikle nehir suyunun güçlerine veya insan müdahalesine maruz kalan hassas varlıklarını vurguluyor.
İsimsiz Polaroid fotoğraf (Nehir Yatakları_Çalışan Nehir serisinden) (Fotoğraf 10), bir manzarayı, Romantik dönemden bir tabloyu andırıyor. Siyah beyaz pozlanmış sakin nehir aynı zamanda gömülü bir gerilim ve donmuş bir hareket anı içeriyor. Güzel bir şekilde vahşi ve el değmemiş. Bununla birlikte, birçok yük gemisini izleyen ve taşıyan işleyen bir nehirdir. Sakin bir su kütlesi gibi görünebilir, ancak diğer düzenlenmiş ve çalışan su kütleleri gibi, her gün tonlarca mal taşımak zorunda kalır.
Mekânsal bağlamı vurgulayan Lehçe “akwen” terimi, kulağa daha organik ve canlı gelen İngilizce “su kütlesi” (bodies of water) teriminden önemli ölçüde farklıdır. Bu dilbilimsel sorgulamadan yola çıkan Images from the Inside (Dipten görseller) (Fotoğraf 11) nehir yataklarını araştırıyor ve izleyiciyi suyun altına götürerek nehrin görünmeyen imgeleriniortaya çıkarıyor. Çalışma, çok sayıda teknolojiye dayanıyor ve nehir yataklarının yeni imgelerini yaratmak için cam malzeme üzerine soyutlanıyor. İzleyicinin karşılaştığı şey gerçek bir nehir yatağı alanı değil, kayıt, dönüşüm, yapıbozum ve yeniden inşa dahil olmak üzere yaratıcı süreçlerin birçok katmanı ve aşamasıyla inşa edilen bir yorum olabilir.
Bu çok katmanlı ve uzun soluklu sanatsal araştırma süreçlerinin sonucunda ortaya çıkan solo sergi, sanatçının nehirler üzerine gerçekleştirmeye devam ettiği serilere dahil oluyor. Kapitalist sistemin yarattığı nehirler ve insanlar arasındaki bu güç ilişkisini farklı malzemeler kullanarak soyutluyor. Bu bağlamda Anna Kedziora nehirleri öykülü madde (Oppermann, 2018) olarak algılıyor ve nehirlerin asırlarca içinde bulundukları sürece kendi sanatsal çerçevesinde izleyiciye sunuyor.
Kaynakça
Neimanis, Astrida. Bodies of Water: Posthuman Feminist Phenomenology. London, New York: Bloomsbury Academic, 2017.
Oppermann, Serpil. ‘Storied Matter’. In Posthuman Glossary, edited by Rosi Braidotti and Maria Hlavajova, 411–14. London ; New York: Bloomsbury Publishing, 2018.
Görseller


Fotoğraf 1 ve 2: Anna Kędziora, Akışın Güçleri, sergi görünümü, SiC! Galeri Wroclaw, 2024. Fotoğrafçı: Alicja Kielan.

Fotoğraf 3: Anna Kędziora, If You See Me, Weep (Beni görürsen, ağla), yerleştirme, taş bloklar, 200 adet. (her biri 20x5x5 cm). Akışın Güçleri sergisi, SiC! Galeri Wroclaw, 2024. Fotoğrafçı: Alicja Kielan.

Fotoğraf 4: Anna Kędziora, Akışın Güçleri, sergi görünümü, SiC! Galeri Wroclaw, 2024. Fotoğrafçı: Alicja Kielan.


Fotoğraf 5 ve 6: Anna Kędziora, Forces Mouvantes (Kuvvetlerin Hareketi), yerleştirme, kil Akışın Güçleri sergisi, SiC! Galeri Wroclaw, 2024. Fotoğrafçı: Alicja Kielan.

Fotoğraf 7: Anna Kędziora, Akışın Güçleri, çalıştay masası, SiC! Galeri Wroclaw, 2024. Fotoğrafçı: Alicja Kielan.

Fotoğraf 8: Anna Kędziora, Fracture (Kırık), Fotoğraf, 40×35 cm (6 adet). Akışın Güçleri sergisi, SiC! Galeri Wroclaw, 2024. Fotoğrafçı: Alicja Kielan.

Fotoğraf 9: Anna Kędziora, İsimsiz, dijital baskı, 100×170 cm, Akışın Güçleri sergisi, SiC! Galeri Wroclaw, 2024. Fotoğrafçı: Alicja Kielan.

Fotoğraf 10: Anna Kędziora, Relic (Kalıntı), Fotoğraf, 40×35 cm (6 adet). Akışın Güçleri sergisi, SiC! Galeri Wroclaw, 2024. Fotoğrafçı: Alicja Kielan.

Fotoğraf 11: Anna Kędziora, Images from the Inside (Dipten görseller, iki adet cam heykel, 40×40 cm. Akışın Güçleri sergisi, SiC! Galeri Wroclaw, 2024. Fotoğrafçı: Alicja Kielan.
