Klasik insan tanımını yerinden eden posthümanizm, başka oluşlarla el ele yürüdüğümüz bu yaşam serüveninde adeta bir rehber niteliğinde biz insana yaşamdaşlık kültürünü[1] anlatır. Sinemadan fizik dünyasına, edebiyattan matematiğe ve biyolojiden müziğe posthüman oluşumuzu kulaklarımıza fısıldayarak yeri göğü inletir ve yaşamdaki dolanıklığımıza dikkat çeker.
Müzik ve sanat, insanın kendini ifade biçiminin en etkili yollarından birisi olarak, posthümanist anlatının da en etkili yollarından birine dönüşür. İnsan, müzik aracılığıyla başka bir bedenleşmeyi deneyimler, enstrümanı veya notalara dönüşen sesiyle bir posthüman oluşu sergiler. Bazen de insan dijital, genetik veya yapay zekânın sınırlarıyla oynayarak yeni bir ritim oluşturur. Ortaya çıkan bu posthüman dans, insanın doğasını ve bedeninin sınırlarını sorgulatır.
Müziğin ileri teknolojiyle birleşimi dans pistlerini siborg temsilleriyle donatarak, yapay zekâ görselleştirmeleri ve dijitalleşen müzikle birlikte adeta bir görsel şölen sunar. Müzikle görsel unsurların birleşimini ifade eden ve izleyicilere sadece sesle değil, aynı zamanda görsel olarak öykü anlatan bu gösterilere genel olarak AV (audio-visual) performansları veya VJing (Video Jockeying) adı verilir. DJ’lerden farklı olarak VJ’ler canlı müzik etkinliklerinde veya sahne performanslarında geniş ekran yüzeylerinde görsel içerikleri müzikle senkronize hale getirirler.
Klasik sanattan farklı olarak performans sanatları, sanatlar arasındaki sınırları ortadan kaldıran ve disiplinlerarası bir yaklaşım sergileyen sürrealist veya fütüristik bir eylem sanatıdır. Burada beden bir sanat nesnesi olarak ele alınır ve teknolojik ve diğer materyallerle zenginleştirilir. Bu tür performanslar insan hayalinin bir ürünü ve aynı zamanda ontolojik bir gerçekliktir.
Bu yazıda ise müziğin siborg estetiğiyle nasıl bir arada kullanıldığı keşfetmek ve buradaki anlatıyı çözümlemek amacıyla DJ/VJ’lerin öne çıkanlarından Anyma’nın[2] Genesys albümünün ve NFT müzik videolarının[3] bir kısmını keşfe çıkacağız. (Anyma, gösterilerini NFT olarak satmaktadır. NFT ve Blockchain teknolojisinin sanata etkisini bir başka yazıda ele alacağım için bu konuya burada değinmiyorum.)

“Anyma” melodik tekno tarzında müzik üreten Tale of Us’ın üyesi Matteo Milleri’nin bir solo projesidir. Anyma, sözcüğü “anima”nın bir versiyonu olarak Latincede “soluk” veya “ruh” anlamına gelir. Bu kelime, ön Hint-Avrupa dil ailesine ait *ane- veya *anə- kökünden türetilmiştir, bu da solunum ve yaşam kavramlarıyla ilgili bir köktür. Dolayısıyla Milleri, bu kavramla, bizlere yaşam ve ruh üzerine bir göndermede bulunur ve bu proje için şu ifadeyi kullanır: “Anyma, müziği, sanatı ve sürükleyici gerçeklikleri harmanlayarak bilinç alanındaki bir sonraki aşamayı keşfetmek için yaratıcı bir kendini ifade biçimidir. Fiziksel ve dijital yaratımlar, tek bir aydınlatıcı deneyim alanına dönüşmek üzere birleşir: Genesys.” Milleri’nin albümünün adını oluşturan genesys sözcüğü ise “genesis” kavramına göndermede bulunur. Kavram etimolojik olarak “köken”, “kaynak” veya “doğuş” anlamına gelir. Ayrıca Eski Ahit’teki İncil’in ilk kitabına atıfta bulunmak için kullanılan genesis, evrenin yaratılışını ve insanlık tarihindeki erken olayları ve evrenin ve insanlığın kökenlerine odaklanmayı yansıtır.
Dolayısıyla Anyma’nın bu kavramı, inceleyeceğimiz siborg performansları ve öykücülüğünü karşılamakta ve bu performanslardaki yeniden doğuşu temsil etmektedir. Genesys albümü ileri teknolojik müzik üretimi ve tasarım aracılığıyla, bilgisayar tarafından üretilen ortamları gerçek hayatla buluşturarak, fiziksel ve dijital dünyalar arasındaki çizgileri bulanıklaştırarak izleyicilere geçirgen bir sahne şovu sunar.

İlk olarak Anyma’nın Siren performansı ile başlayacak olursak, görsel 2’de görüldüğü gibi Siren bir posthüman kişiliktir yani bir tarafı insan, bir tarafı hayvan ve bir tarafı da bitki formudur. Mitolojik ve efsanevi varlıklar olarak ise sirenler, denizlerde yaşayan, güzellikleri ve şarkılarıyla denizcileri büyüleyen dişi varlıklardır. Mitolojide sirenlerin çok güzel sesleri olduğu, dans ederek gemicileri büyülediği ve tehlikeli yollara soktuğu anlatılır. Homer’in sirenlerin tehlikeli cazibelerini aşma çabalarını anlatan Odysseia adlı eserinde, Odysseus, sirenlerin cazibesine kapılmamak için kulağını balmumuyla tıkayarak mürettebatına sirenleri duymamaları için talimat vermiştir.[4] Mitolojik anlatıya uygun olarak söz konusu siren oluş, çeşitli dans figürleri sergileyerek müziğin ritmi ve sahne ışıklarıyla dolanık bir görsel şov sunar.
Anyma, antropomorfik bir biçimde oluşturduğu siren formunu, ağaç kökleri, dalları veya çiçek formlarıyla zenginleştirerek ona balık puluna benzer bir beden giydirmiştir. Ortaya çıkan bu siborg estetiği, içerisinde hem doğa kültürleri hem mekanik çoğaltımı hem de onu oluşturan insanı kendisinde tümleyerek bir posthüman olarak bu videoda cisimleşir.

Anyma’nın oluşturduğu bir başka dişi siborg temsili, Samsara adlı videoda karşımıza çıkar. Başlangıçta metalik ve kolsuz bedeni ile hareketsiz duran Samsara, daha sonra kafasına uzanan kablolarla adeta canlanır ve kafasını izleyiciye doğru çevirir. Samsara’nın omuriliğine ve kafatasına bağlanan kablolar ve içinden akan kırmızı ışık hüzmesi onun yaşamsal kaynağıdır. Nitekim dişi bir siborg estetiğini temsil eden Samsara’nın saçları gibi dalgalanan kablolar, onun en güçlü yanına gönderme yapar, dişiliğine. “Gelecek dişitaldir” diyen siberfeministleri burada anmadan geçmek mümkün değil zira kendisinden daha üstün bir varlık yaratma çabasında olan insan, yapay zekâ formlarının çoğunda dişi ses veya görünümü kullanır.[5] Ancak buradaki gayeyi feminist bir hareket olarak algılamak yanlış bir izlenceye sebep olur. Kapitalist ve patriarkal teknolojik altyapı bunu kendi çıkarı için yapar. Bu tasarımlar ise transhümanist yaklaşımın amaç ve uygulamalarına uygun düşer.
Diğer yandan Samsara’ya mitolojik olarak baktığımızda, genellikle doğuş ve ölüm döngüsünü ifade eden ve Hinduizm’de geçen bir kavram olduğunu görürüz. Bu kavram kişinin reerkarnasyon döngüsünden kaçmasını ve nirvana adı verilen nihai kurtuluşa ulaşmasını da imler. Bu kurtuluş, sonsuz bir aydınlanma ve özgürleşmeyi ifade eder. Dolayısıyla buradaki siborg temsiline bu açıdan bakıldığında bu durum, daha çok transhümanist felsefenin kulağını çınlatır.

Görsel 4’te yer alan “Save Me” ve “The Pact” adlı gösteriler, bir kurtuluş ve anlaşmadan söz eder. Ayrıca doğa ve teknoloji arasındaki bağlantısallığı da ortaya koyar. Melek görünümünü imleyen kablolu kanatlarıyla yukarıdan inen siborg, erkek ve insanı temsil ettiğini varsaydığımız siborg ile buluşur. Bu eril siborg teknoloji öncesi insanın doğayla kurduğu simbiyotik ilişkiyi temsil ederken diğer yandan erkek egemen bir anlayışı da taşır. Bu durum tıpkı hem erkek hem de insan anlamında kullanılan sözcükleri anımsatır. Siren videosundaki gibi burada da ileri teknolojiyi temsil eden siborg dişilik özellikleri taşır. Dolayısıyla insanı temsil eden ve sarmaşıklara dolanık halde olan insansı siborg ve onun karşısında konumlanan ve tamamen mekanik parçalardan oluşan dişi siborg ikili karşıtlıklar sistemini yeniden kurarlar. Ancak bu ikisi ele ele vererek ikinci videoda bir anlaşma yaparlar ve bu anlaşma sonucu ortaya dairesel bir nesne çıkar. Bu nesneyi ‘dünya’ olarak okuduğumuzda bir zaman sonra ikisinin arasında patladığını ve ikisine de etkide bulunduğunu görürüz. İnsanın ileri teknoloji ile yaptığı bu anlaşma sonucu yok ettiği şey, ne yazık ki dünyadır. Dünya, melek kılığına girmiş, insanı cezbetmiş veya baştan çıkarmış olan yüksek teknoloji sonucu yok olarak bir ışık huzmesine dönüşmüştür.

Bu performansta türler arası bir niteliğe kavuşan siborgun heterojen ve parçalı dişi bedeni ön plandadır. Baştan ayağı farklı türlerle (kelebek, çiçek, yosun, metal, silikon, insan) dolanık haldeki bu siborg figürü posthüman oluşa gönderme yapar. Kablolu kanatlarıyla diğer siborglarda olduğu gibi meleği andırır. Elindeki kılıç ile savaşçıyken karnındaki yapay bir rahmi andıran cam fanus ile bir anneyi temsil eder. Bu rahim benzeri fanus içinde bedensiz bir baş taşır. Bu anlamda yeniden doğuşu temsil eder. Fiziksel olarak bedenini incelediğimizde karnının pembe çiçekler ve kelebeklerle bezendiğini görmekteyiz. Siborgun boynuzu andıran iki anteni, toynakları andıran ayakları ve kollarında hayvansı kıskaçları bulunur. Bu görümüyle Orta Çağ’da çeşitli tarikatlarla ilişkilendirilen ve sonra okültizm, simya ve mistisizmde kullanılan bir sembol olan Baphomet’e gönderme yapar. Bu figür, kimi zaman karanlık güçlerle kimi zaman da bilgelikle eş değer görülmüştür. Söz konusu siborg figürü teknoloji, okültizm ve doğa gibi temaların bir kombinasyonudur.

Türkçeye “bilinç” ve “simülasyon” olarak çevirebileceğimiz bu gösteride siborgların sanal düzlemde ve organik yaşamla olan içten etkimesi sahnelenir. İnsanı temsil eden erkek siborg ve yüksek teknolojiyi temsil eden dişi siborg önceki video örneklerinde olduğu gibi hiyerarşik bir yapı oluşturur. Erkek siborgun yeşil dallarından çiçekler açarken kendisi bir bilinçlilik düzeyine ulaşır. Toplumsal cinsiyet rollerini olumlayan bu performansta bilinç ve zihin erkek olmayla ilişkilendirilir. Ancak buradaki ironik durum ileri teknolojinin zihinsel bir yeti veya yüksek bir bilinç gerektirmesidir. Bu durumda melek görünümlü dişi siborg karşısındaki erkeğe göre daha üst düzey düşünebilir.
Simülasyon gösterisinden göbeğinden, kalbinden ve omuriliğinden kablolara bağlanan siborgun (kozasından çıkan bir tırtıl gibi) kanatları ortaya çıkar. Yazılımın sıfır ve bir’li kod yazgısında bedeni var/oluşu (being/becoming) deneyimler. Yeniden bedenlenmesinde etkili olan kollardan biri bilinç ile ilişkili olan omuriliğe eklenirken ona hayat veren kol ise kalbine eklemlenir. Göbeğine bağlanan kordon ise anne bebek ilişkisini akla getirirken, tasarımcısı ile olan bağına gönderme yapar.

Müzik ile ilgili bir terim olan chordial sözcüğü üç veya daha fazla notanın aynı anda çalınmasıyla oluşturulan bir ses kombinasyonunu ifade eder. Bu performansta akciğerleri temsil eden bir tasarım bulunur. Bir tarafı mekanik diğer yanı yosun ve kelebeklerden oluşan bu görselde ciğerlere mavi bir ışık inerek nefes alıp verme performe edilir. Yosunlu olan ciğer ışığı absorbe edip ve şişip inerken metalik olan ışığı yansıtır ve çarklarını hareket ettirir. Sonrasında nefes verme etkinliğinde de ikisinden aynı duman çıkar. Bu akciğer tasvirinin ontolojik durumu siber uzaysal bir bölgede maddemetinsel bir bedensel anlatıya dönüşür. Posthüman’ın hem mekanik hem canlı yaşam formlarıyla dolaşıklığı bu performansta bir bedensiz organ[6] imajıyla anlatılır. Haraway’in de öne sürdüğü gibi insan-hayvan-makine sınırları delik deşiktir ve siborg bu denli çoklu formlarda sayısız başka bağlantısallıklara sahiptir.[7]

Anyma’nın bu perfomansı doğadan kopuş, tahakküm ve transhümanist yaklaşımla okunabilir. İnsansı siborgu saran sarmaşıkların bir engel olarak görüldüğü bu performansta siborg bunları elleriyle kopararak ayağa kalkar. Daha sonra bu sarmaşıklar veya ağaç kökleri kanat benzeri bir yapıya dönüşerek kırmızı renge bürünürler. Melek vurgusu burada da görülürken, insansı siborgun kendisini kökünden, doğasından koparıp yersiz yurtsuzlaşması ona özgürleşme imkânı sunar. Ancak bunun yanında doğayı kontrol altına alabilmesi ve ona hükmetmesi antroposun kibrini de hatırlatır. Görselin sonunda insansı robot yine sarmaşıkların arasına dönerek geri dönüşün yine doğaya olacağını sezinler.

Yarının toprağı gibi bir anlama sahip olan Tomorrowland makine ve insanın bağlantısallığına gönderme yapar. İkisi arasındaki ilişkisellikte birlikte yaşama kültürü mevcut bulunur. Hiyerarşiden uzak düz bir ontolojide simbiyotik bir ilişki geliştiren bu ikili posthümanist felsefeyi hatırlatır. Siborgun bir insanla (Grimes) ile yaptığı dans gösterisi ve aralarındaki ritm müziğe ayak uydurur. Bu sahne öykü anlatıcılığında hem görsel hem işitsel hem de estetik ve mekanik bir bedensel anlatı sunar.
Son olarak denilebilir ki hem teknolojinin mekanik hem estetik yönünü biraraya getiren bu performanslar anlatı karaterlerini birer siborg özneye dönüştürür. Dolayısıyla yaratacısıyla etkileşimdeki siborglar gerek doğa ve hayvan temalarıyla gerek insan öznesiyle kurduğu simbiyotik ilişki nedeniyle birer posthüman olarak görülebilir. Bu nedenle poshumanlar doğası gereği cisimleşmiş teknolojik ve maddesel bedenlerini müzikle birlikte karaterize ederler. İzleyiciler ellerinde cep telefonu kameralarıyla dans ederek, siborg gösterisinin bir parçası olurlar. Anyma ve video yaratıcıları ise bedenler arası geçişli bir varoluşun içinde danslarını ve gösterilerini performe ederler. Bu ritmik siborg estetiği, insan ve insan dışı maddesel bedenlerle birarada oluşu futuristik görseller ve yüksek kaliteli videolarla tasarlar ve izleyiciye sunar.
Öte yandan siborg bedenlerin sabit olmayıp, sürekli değişen ve şekillenen bir olgu olarak ele alınması ve teknolojiyle bir aradalığımızın doğurduğu olumsuz sonuçları da göstermesi bakımından posthümanizmi çağrıştırır. Ancak bazı sahnelerdeki melek motifinin aşkın insanı veya yapay zekâyı imlemesi transhümanist yaklaşıma da yakın durabilir. Dahası insansı siborgların erkek oluşu ve bilinçle özdeşleştirilmesi yine posthümanist düşüncenin karşında konumlanır ve kapitalist patriyarkal transhümanist süreçleri çağrıştırır.
Video gösterilerinin YouTube linkleri
- Siren (Anyma & Rebūke – Syren [Live From Afterlife Mexico City] – YouTube)
- Samsara (Anyma & Sevdaliza – Samsara [Live From Afterlife Tomorrowland] – YouTube)
- Save me (Anyma & Cassian – Save Me [Live from Afterlife Mexico City] – YouTube
- The pact (Anyma – The Pact – YouTube)
- Welcome to opera (Anyma & Grimes – Welcome To The Opera [Live from Afterlife Mexico City] – YouTube)
- Consciousness (Anyma & Chris Avantgarde – Consciousness (Eric Prydz Remix) [Live from Afterlife New York] – YouTube)
- Simulation (Anyma & Chris Avantgarde – Simulation [Unreleased] – YouTube)
- Chordial(Anyma – Chordial – YouTube)
- The higher (Argy & Anyma ft. Magnus – Higher Power – YouTube)
- Tomorrow land (Grimes appearance during Anyma’s set at Freedom Stage Tomorrowland 2023 – YouTube)
[1] Kılıç, Türker (2023). Yeni Bilim: Bağlantısallık – Yeni Kültür: Yaşamdaşlık, Ayrıntı.
[2] Anyma’nın NFT görselleri ve videoları için bkz. Instagram: @anyma Youtube: @anyma_ofc
[3] Singles and EPs: Sentient EP (2021), Running (2021), Claire EP (2021), Explore Your Future (2023)
Remixes: My Only Love (Tale of Us & Anyma Remix) (2020), Outomorrow (Anyma & Kevin De Vries Remix) (2021), Alive (Anyma Remix) (2022), Turn on the Lights Again (Anyma Remix Extended (2023)
[4] Homeros, Odysseia, Can Yayınları.
[5] PENTACLE. 2021, Mayıs Gelecek Dişitaldir?! Siberfeminizm – PENTACLE (thepentacle.org)
[6] Braidotti’nin “bedensiz organ” kavramı maddiliğinden sıyrılmış, fetişleştirilmiş, iktidar mekanizmasına yakalanmış olan beden siyasetini açıklar. Ayrıntı için bkz. Braidotti, Rosi. (2017). Göçebe Özneler: Çağdaş Feminist Kuramda Bedenleşme ve Cinsiyet Farklılığı. Öznur Karakaş (çev.), Kolektif.
[7] Haraway, Donna. (2006). Siborg Manifestosu. Osman Akınhay (çev.), Agora.
Siberfeminizm: Siborg Beden ve Siber Kimlikte Cinsiyetin Durumu" (Uluslararası Siberfeminizm İndeksi'ne giren ilk Türkçe eser) yazarı. Çalışmaları siberfeminist medya, feminist teknobilim, posthümanizm, ekoeleştiri ve kültürel çalışmalar olmak üzere birbirine dolanık bir görünüm sergiler. Kendisi yaşamdaşlık ve bağlantısallık kültürünü benimser.
