Robert Frost Şiirlerinde Eğretileme ve Düzdeğişmece Olarak Doğa İmgeleri – Bölüm 3

Üç bölümden oluşan serinin sonuncusudur.

Bölüm 3: Robert Frost’un “Bir Küçük Kuş” Şiirinde Eğretileme ve Düzdeğişmece Olarak Doğa İmgeleri

“A Minor Bird” şiirinde küçük bir kuşun şarkısı, insanın doğayla olan ilişkisinin ve bu ilişkinin getirdiği karmaşık duyguların bir simgesidir. Kuşun şarkısı başlangıçta rahatsız edici bulunur, ancak daha sonra bu doğa sesinin insan yaşamının bir parçası olduğu ve doğayla uyum içinde yaşamanın önemini vurgular. Frost, doğayı kullanarak, insanın doğayla uyum içinde olma gerekliliğini ve doğanın insana sunduğu dersleri ele alır. Roger Fowler’a göre, dilin en temel özelliklerinden biri “pragmatik” oluşudur.[1] Pragmatizm, insanların dillerini kullanarak dil dışı dünyaya nasıl göndermeler yaptıklarını, dil kullanımları ile neleri ve nasıl nitelediklerini göstermektedir.

Şiir bütünüyle siyasal çağrışımlarla dolu bir şiirdir. Şiirin tamamı bir eğretileme olarak okunabilir. Şiirdeki tüm imgeler farklı seslerin kendini ifade edebilmesine yapılan göndermeler içermektedir. “Evin önünde şakıyan kuş” eğretilemesi, özgür ifadeyi çağrıştırmaktadır:

Uçup gitmesini diledim bir kuşun,                

I have wished a bird would fly away,

Şakımasın evimin önünde bütün gün;           

And not sing by my house all day;

“Evimin önü”, bir belirtili isim tamlaması olarak, sokakların bir parçası işlevini gören evin önünü niteleyen bir düzdeğişmecedir. Dolayısıyla, şiirin anlatıcısı, bir başka deyişle şiirdeki ses, sokaklardaki çok seslilikten rahatsız olan bir egemen düşüncenin temsilidir. Aynı biçimde, “ev” vatan, ülke, memleket olarak da okunabilir.

İkinci kıtada, “el çırpma” eğretilemesi ve kovalama, farklı seslere karşı zor kullanma olarak yorumlanabilir. Frost’un doğayı ve hayvanları insani durumları eğretileme ile anlatmasının bir örneği olarak bu kıta, şakıyan bir kuş ile ondan rahatsız olan bir ev sahibinin mücadelesi aracılığıyla, egemen kültür ile farklı sesler arasındaki mücadeleyi irdeler:

Ellerimi çırptım dikilip kapıda             

Have clapped my hands at him from the door

Sanki katlanılmaz gibi olunca.             

When it seemed as if I could bear no more.

Üçüncü kıtada ise, “ötmek” ile “suçlamak” bir araya getirilerek, ifadeye, şarkı söylemeye ve çok sesliliğe karşı gelmenin bir hata olduğu söylenir:

Hata biraz da bende olmalı.                             

The fault must partly have been in me.

Bir kuş öttü diye suçlanmamalı.                      

The bird was not to blame for his key.

“Kuş” eğretilemesi çoğulculuğa, gençliğe ve toplumdaki farklı seslere işaret eden bir imgelem olarak karşımıza çıkmaktadır. Frost’un doğa eğretilemelerinin siyasal çağrışımları burada kuş ve kuşların şakıması imgeleri ile karşılık bulur.

Şiirin son kıtası bir farkındalıktır. “Şarkılar” eğretilemesi, susturulmaması gereken sesler olarak kullanılmıştır. “Şarkılar” hem gerçek anlamda şarkıları, hem de aynı zamanda düşünceyi ve çok sesliliği nitelediği için bir düzdeğişmece olarak da okunabilmektedir:

Anladım ki bunda yanlışlık var                 

And of course there must be something wrong

Sussun istenir mi hiç şarkılar.                   

In wanting to silence any song.

Küçük bir kuşun şarkısı, doğayla insan arasındaki karmaşık ilişkiyi yansıtır. Kuşun şarkısı, başlangıçta rahatsız edici bulunabilir; ancak bu rahatsızlık, doğanın insan yaşamındaki önemini ve değerini anlamamıza yardımcı olur. Frost’un bu şiirindeki imgeler, doğanın insana sunduğu basit güzellikleri ve bu güzelliklerin yaşamın karmaşıklıkları içindeki yerini vurgular. Bu imgeler, doğa ile insan arasındaki evrensel bağı ve bu bağın getirdiği duygusal derinliği simgeler. Frost’a bir şair olarak gücünü veren, biçemindeki bu evrenselliktir. Onun şiirleri, belirli bir zaman ve mekâna ait olmasına rağmen, evrensel temalar ve imgeler kullanarak tüm insanlığa hitap eder. Frost’un doğa imgeleri ve dil oyunları, kültürel sınırları aşarak, okuyucuların kendi deneyim ve duygularını şiirlerinde bulmalarını sağlar. Bu evrensellik, Frost’un şiirlerine zamansız bir nitelik kazandırır ve onu dünya edebiyatının önde gelen şairlerinden biri yapar.

Frost’un şiirlerindeki bu evrensellik, aynı zamanda onun biçemsel seçimlerinin ve dil kullanımının da bir sonucudur. Şair, basit ve sade bir dil kullanarak, karmaşık duyguları ve düşünceleri ifade eder. Bu sade dil, okuyucunun şiirin yüzeyindeki anlamın ötesine geçerek, daha derin katmanlardaki anlamları keşfetmesine olanak tanır. Frost’un şiirlerinde kullandığı metaforlar ve simgeler, okuyucunun zihninde güçlü imgeler ve duygular yaratır.

Her okuyucunun kendi yetişme koşulları, yaşam biçimi ve kültürü kuşkusuz metinlerin yorumlanmasında etkili olmaktadır. Kimi zaman metinler kültürel anlamlar içerirler ve bu kültürel anlamlar her söylem ve biçemin farklı kültürlerde, farklı biçimlerde yorumlanmasına yol açabilmektedir. Bu bağlamda anlam, yalnızca dilbilimsel bir öğe değil, aynı zamanda kültürel bir öğedir. Tümcelerin sözdizimsel yapısı kadar, sözcüklerin çağrışımları da okurun kültürüyle ilişkili olarak anlamsal hedefini bulur.

Bu açıdan bakıldığında, örneğin bir Türk okur için Frost’un “Bir Küçük Kuş” şiirindeki “to sing” fiili şarkı söylemek olarak çevrilseydi, sözdizimsel olarak doğru kabul edilebilse bile, Türk okurunun kültüründe kuşları için şarkı söylemek fiilinin kullanılamayacağı göz önünde bulundurulunca, şiir kültürel olarak anlamsal karşılığını bulamayacaktı. Okurun kültürel kökenlerini ve sözcüklerin kültürel çağrışımlarını göz önünde bulundurularak tercih edilen “şakımak” fiili kültürel olarak da anlamı karşılamaktadır.

Bu durumda, iki sorun karşımıza çıkmaktadır. Birincisi, Frost’un tercih ettiği doğa eğretilemelerinin kültürel olarak farklı karşılıkları olabilmesidir. Orman, batı kültüründe genellikle bir kayboluş, gizemli bir dünyaya yolculuk çağrışımlarına sahiptir. Örneğin; “Kırmızı Başlıklı Kız” masalı, alegorik olarak bir genç kızın ormanda yalnız başına çıkacağı bir yolculuğun kurda yem olmakla sonuçlanacağı mesajını vermektedir. Bu alegoride, aslında kurda yem olmak bekâreti yitirmek, ormanda yalnız bir yolculuk ise hayata korumasız atılmak, ataerkil korumadan mahrum kalmak anlamına gelir.

Ancak bu karamsar çağrışımlarla dolu orman imgesi, Frost’un “Gidilmemiş Yol” şiirinde evrensel anlamını bulmuştur. Okur, hangi kültürden olursa olsun, ormanı hayat, çatallanan yolları ise yaşamdaki tercihler olarak yorumlamaktadır. Bu şiirde, orman ve yol ayrımı imgeleri, bireyin hayatındaki önemli karar anlarını ve bu kararların sonucunda oluşan belirsizlikleri simgeler. Frost’un bu imgeleri kullanma biçimi, okuyucunun kendi yaşamında benzer deneyimleri ve duyguları keşfetmesine olanak tanır.

İkinci sorun ise Frost’un doğa eğretilemelerinin kültürel bağlamlarından soyutlanarak evrensel anlamlar taşıyabilmesidir. Frost, şiirlerinde doğa imgelerini kullanarak, okuyucunun kendi yaşam deneyimlerini ve duygularını şiirin evrensel temalarıyla ilişkilendirmesini sağlar. “Gidilmemiş Yol” şiirindeki orman ve yol ayrımı, her bireyin yaşamında karşılaştığı ve üzerinde düşündüğü evrensel temaları işler. Bu imgeler, okuyucunun kendi hayatındaki karar anlarını ve bu kararların sonuçlarını düşünmesine yardımcı olur.

Frost’un doğa eğretilemeleri, okuyucunun kendi kültürel bağlamında anlam bulsa da bu imgeler evrensel bir nitelik taşır. Bu evrensellik, Frost’un şiirlerine zamansız ve evrensel bir çekicilik kazandırır. Orman, yol ve kuş gibi imgeler, yalnızca Frost’un doğup büyüdüğü ve kültürel olarak beslendiği bölgelerin doğasında bulunan varlıkların imgeleri değildir. Bunlar, insanlığın ortak deneyimlerinde yer bulan evrensel sembollerdir. Öte yandan, insan doğanın içinde ayrıcalıklı bir yere sahip olan bir varlık olmaktan çok doğanın bir parçası haline gelir. İnsanın varlığı ile bütünleştiği bir düzlemdir doğa. Bu bağlamda, doğadaki her değişim, mevsim dönümleri, rüzgar, fırtına, güneş, ağaçlar, yapraklar ve toprak insanın içinde yer aldığı, tıpkı bir ağa üç gibi doğanın yaşamsal döngüsü içinde doğal dönüşümlerini yaşayan bir varlığa dön üşür Frost’un şiirlerinde.


[1]  Fowler, R. (1996). Lingustic criticism. 2nd edition. Oxford: Oxford University Press.

+ posts