Her yıl 5 Haziran’da kutlanan Dünya Çevre Günü, çevre koruma konusunda farkındalık yaratmak ve harekete geçmek için küresel bir platform görevi görmektedir. 2025 yılı etkinliği, “Plastik Kirliliğini Yenmek[1]” temasıyla Güney Kore Cumhuriyeti tarafından düzenlendi. Bu tema, dünya çapında ekosistemleri, vahşi yaşamı ve insan sağlığını tehdit eden yaygın ve giderek artan plastik kirliliği sorununun aciliyetine dikkat çekmektedir. Plastik kirliliği, milyonlarca ton plastik atığın okyanusları, nehirleri ve sulak alanları kirletmesiyle en acil çevre krizlerinden biri haline gelmiştir. Sadece 2020 yılında yaklaşık 52.1 milyon ton plastik atığın doğaya karıştığı ve bunun büyük bir kısmının deniz ortamlarına ulaşarak su ekosistemlerini bozduğu ve besin zincirine girdiği tahmin edilmektedir (Cottom vd. 102).
Bilimsel araştırmalar plastik kirliliğine dair gerçekleri ortaya koyarken, çevre edebiyatı da okyanusları çöp sahalarına dönüştürüp deniz canlılarını boğan sentetik atıkların çoğu zaman görünmeyen, duygusal ve kuşaklar arası etkilerini dile getirmede önemli bir anlatı alanı olarak öne çıkmaktadır. Craig Santos Perez’in “Plastik Çağı[2]” adlı şiiri, bu tür edebi seslerden biridir. Perez’in bu şiirinde plastiğin bir hipernesne olarak yaşamın her alanına nüfuz etmesi, insanların plastikle olan yakın ve karmaşık ilişkisi çarpıcı biçimde gözler önüne serilir. Perez, plastiğin yeni doğmuş bir bebeğin bedeninden, insan atıklarının biriktiği Pasifik Okyanusu’nun uçsuz bucaksız sularına ve deniz canlılarının midelerine kadar her yere yayılmış olduğunu şiirsel bir dille ifade ederken plastik çağında yaşadığımızı dile getirir. “Plastik Çağı” şiirinde plastik tüm yaşam formlarıyla iç içe geçmiştir. Bu dolanıklık üzerinden Perez’in plastiğin hem yaşamı sürdüren hem de yaşamı tehdit eden bir paradoks olduğunu ima ettiğini; ayrıca ekolojik bozulmanın soyut bir sorun değil, bedenlerimize yerleşmiş ve geleceğimizi şekillendirecek somut bir gerçeklik olduğunu hatırlattığını söylemek mümkündür.
“Plastik Çağı” şiiri Perez’in kızının doğumuyla başlar. Perez, plastiğin daha yaşam başlamadan evvel insan hayatına nasıl sirayet ettiğini gösterir. Ultrason görüntülemesini anlatan ilk imgede plastik, anne karnındaki bebeğin kalp atışının izlenmesinde aracı olarak tasvir edilir:
. . . plastik bunu mümkün kılıyor.
. . . plastic makes this possible.
Ancak bu kabul, kutlama niteliğinde değil; endişeyle doludur. Perez plastiğe dair endişelerini dizelerin arasına italik harflerle serpiştirdiği bilimsel bilgiler aracılığıyla ifade eder. “Plastik, hormonal ve endokrin sistemleri bozar” dizesi, plastiğin mümkün kıldığı güzelliklere toksik bir detay getirerek plastiğin mucizesini zayıflatır. Burada plastiğin sadece bir kolaylık veya araç değil, aynı zamanda kirletici ve yaşamı tehdit eden bir unsur olduğu ifade edilir. Perez’in tıp ve çevre, mahrem ve endüstriyel unsurları yan yana getirmesi, şiirin ana gerilimini oluşturur: Hayatımızı sürdürmek için plastiğe ihtiyaç duyarız, ancak plastik günden güne yaşamı baltalayan bir güç olarak karşımıza çıkar. Zira Perez’in aktardığı gibi “. . . okyanuslarda / her üç ton balık için bir ton / plastik” bulunmaktadır.
“Plastik Çağı”nda plastik doğum öncesi takip süreçlerinden itibaren doğum, emzirme ve erken bebeklik dönemi boyunca her yerdedir. Doğum araçları, emzik ve biberon gibi materyaller modern ebeveynlerin hayatının bir parçasıyken Perez plastiğin çağdaş toplumda vazgeçilmez hale geldiğini bir yönden kabul eder; çünkü plastik tıbbi bakımdan bebeğin beslenmesine kadar yaşamın birçok adımında yer edinmiştir. Şiir boyunca Perez, eşininin plastik bir küvette doğum yaptığından, plesantanın plastik bir dondurucu poşetinde muhafaza edildiğinden, bebeğin plastik emzik emdiğinden ve plastik süt pompasının plastik biberonlara anne sütü doldurduğundan bahseder. Şiirde annelik ve bebek bakımının neredeyse her eylemi petrol bazlı ürünlerle iç içe geçmiştir.
Plastik mükemmel bir / yaratımdır çünkü asla ölmez.
. . . Plastic is the perfect / creation because it never dies.
. . . Plastik yiyecekleri, suyu ve ilaçları taze tutar––
. . . Plastic keeps food, water, and medicine fresh––
Perez, plastiğin gıda, ilaç ve yaşamı koruma yeteneği gibi faydalarını kabul ederken, aynı zamanda çevresel sonuçlarını da üzüntüyle dile getirir, plastiğin sağladığı kolaylıkların bedelini sorgular. Bu bağlamda “asla ölmeyen” “mükemmel yaratım” olarak plastik iki ucu keskin bir kılıç haline gelir. Plastik insan yaşamını kolaylaştırırken deniz yaşamını tehdit eder:
. . . Balinalar / plankton, karides ve kuşlar plastiği / yiyecek sanıyor.
. . . Whales / plankton, shrimp, and birds confuse plastic / for food.
Perez bu dizeyle mikroplastik kirliliğinin dolaylı ve dolanık etkilerine göz kırpar. Mikroplastik tüketen deniz canlılarının insanlar tarafından yenmesiyle mikroplastiklerin insanlara geçişi üzerine yapılmış bilimsel araştırmalar mevcuttur. Bu çalışmalar, deniz ürünleri tüketiminin insanlarda mikroplastik maruziyetine katkıda bulunduğunu göstermektedir (Smith vd. 376; Makhdoumi vd. 97) Böylece Perez, insan ve ekolojik kırılganlığı birbirine bağlayarak, plastiğin besin zincirinin her halkasına nasıl nüfuz ettiğini gösterir.
Şiirin devamında Perez, insanları “aşağılayan yaratıcılar” olarak nitelendirken plastiği sadece tüketmek ve atmak için ürettiğimizi öne sürer. Plastiğin “doğmak, kullanılmak ve sonra atılmak” süreçlerinde ne kadar “boş hissediyor” olabileceğini dile getirir. Perez bu kişileştirmeyle ahlaki ve etik bir eleştiri sunar: İnsanlar dikkatsiz ve yıkıcıdır ve plastik, bu yıkıcılığın bir ürünü, mağduru ve de tanığıdır. İnsanların plastikle olan ilişkisinin daha geniş çaplı sömürü, istismar ve terk etme sistemlerini yansıttığını söylemek mümkündür. Öte yandan Perez, plastik atıkların oluşturduğu yedinci kıtayı, yani Büyük Pasifik Çöp Alanı’nı “cennet” olarak tarif eder. Burası plastiğin nihai varış noktasıdır ve orada uzun süre var olacaktır. Böylesi bir cennet imgesi plastiğin dayanıklılığını, kullanımından çok sonra da kalıcı olduğunu ve okyanuslarda devasa çöp yığınları oluşturduğunu vurgulamaktadır. Plastiğin bu kalıcı varlığı karşısında Perez kritik bir soruyu gündeme getirir: “Plastik, yaşamı imkansız hale getirecek mi?” Bu soru plastiğin yalnızca şimdinin değil, aynı zamanda geleceğin de bir sorunu olduğunu ifade eder niteliktedir. Plastik, insandan daha uzun yaşayacak olduğu için gelecek nesilleri de tehlikeye atmaktadır.
“Plastik Çağı” gerçeküstü ve trajik bir imgeyle sona erer. Perez, plastik beşiğinde uyuyan kızının plastikten yapılmış olduğunu hayal eder. Böylece kızının, insanın yıkıcılığına rağmen hayatta kalabileceğini düşünür. Çünkü plastik asla yok olmayacaktır:
. . . Hayal ediyorum / onun plastikten yapıldığını / böylece onun da / bizim müsrif ellerimizden kurtulacağını.
. . . I dream / that she’s composed of plastic / so that she, too, will survive / our wasteful hands.
Burada Perez, Antroposen’in özünü yakalamaktadır: Korktuğumuz maddelerin hayatta kalabilen tek şeyler olabileceği bir dünya. İronik bir şekilde, kızının hayatta kalması plastik gibi olabilme yeteneğine bağlı olabilir: Dayanıklı, sentetik ve neredeyse ölümsüz. Nihayetinde plastik insandan daha uzun ömürlüdür, ama asıl soru bunun bedelinin ne olduğudur.
“Plastik Çağı” plastiği bir paradoks olarak görmektedir. Plastik, hem yaşam hem ölüm aracıdır. Şiir, insanların hayatta kalmak için plastiğe bağımlı olmalarına ve aynı zamanda plastikle geleceklerini zehirlemelerine eleştirel bir bakıştır. 2025 yılında plastik kirliliği temasıyla Dünya Çevre Günü kutlanırken “Plastik Çağı” plastikle savaşın sadece okyanuslar ve geri dönüşüm kutuları ile ilgili olmadığını, aynı zamanda bedenlerimiz, ilişkilerimiz ve bakım verme kapasitemizle de ilgili olduğunu hatırlatmaktadır. Plastik kirliliğini gerçekten yenmek için öncelikle plastiklerin insan hayatını ne kadar derinden şekillendirdiğini kabul etmeli ve sonraki nesillerin bizim atıklarımızı miras almayacağı bir gelecek hayal etmeliyiz.
Küresel bilim camiası da bu aciliyeti yinelemektedir. Araştırmalar, okyanus tabanında 3 ila 11 milyon metrik ton plastik atığın birikmiş olabileceğini tahmin etmekte ve bunların yavaş yavaş mikroplastiklere dönüşerek deniz ekosistemlerinin her seviyesine sızdığını ortaya koymaktadır. (Zhu 1). Mikroplastikler deniz ürünlerinde, içme suyunda ve hatta soluduğumuz havada bile bulunmuştur, bu da insan sağlığını ve çevresel sürdürülebilirliği tehdit eden yaygın bir kirliliğe işaret etmektedir. Plastik kirliliğiyle mücadele çabaları artık sadece temizlemeyi değil, aynı zamanda plastik üretiminin azaltılmasını, atık yönetiminin iyileştirilmesini ve küresel yönetişim reformlarını da vurgulamaktadır (Raubenheimer 3-4).
2025 yılı Dünya Çevre Günü plastik kirliliği vurgusuyla bireyleri, toplulukları, hükümetleri ve endüstrileri, tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, geri dönüşümün teşvik edilmesi ve biyolojik olarak parçalanabilir malzemelerdeki yeniliklerin desteklenmesi gibi pratik önlemler yoluyla plastik kirliliğiyle mücadelede birleşmeye çağırıyor. Dünya Çevre Günü etkinlikleri aynı zamanda, her ne kadar plastik modern yaşamın ayrılmaz bir parçası olsa da, kontrolsüz yayılımın önlenmesi ve sürdürülebilir bir gelecek sağlamak için acil ve kolektif eylem gerekliliğini hatırlatmaktadır. Şiir ve bilimin merceğinden bakıldığında, plastik sadece bir araç ya da malzeme olarak değil, insanlığın çevre ile olan karmaşık ve çoğu zaman çelişkili ilişkisinin bir sembolü olarak görülür. Craig Santos Perez’in “Plastik Çağı” adlı şiiri, bu gerilimi dokunaklı bir şekilde yakalarken Dünya Çevre Günü’nün eylem çağrısını daha da anlamlı hale getirmektedir.
Kaynakça
Cottom, Joshua W., et al. “A local-to-global emissions inventory of macroplastic pollution.” Nature,no. 633, 2024, pp. 101–108, https://doi.org/10.1038/s41586-024-07758-6.
Makhdoumi, Pouran, et al. “A review of microplastic pollution in commercial fish for human consumption.” Reviews on Environmental Health, 2022, vol. 38, no. 1, pp. 97 pp. 97–109, https://doi.org/10.1515/reveh-2021-0103.
Perez, Craig Santos. “Age of Plastic.” Ekopoetikon, https://ecopoetikon.org/public/poems/a14f6705dda331bb69bf46fd053fd34c801d70312bebe5a81ee5b0db5c028892.pdf. Accessed 5 June 2025.
Raubenheimer, Karen, et al. “Rethinking global governance of plastics – The role of industry.” Marine Policy, vol. 113, 2020, pp. 1–4, https://doi.org/10.1016/j.marpol.2019.103802.
Smith, Madeleine, et al. “Microplastics in Seafood and the Implications for Human Health.” Current Environmental Health Reports, vol. 5, 2018, pp. 375–386 (2018), https://doi.org/10.1007/s40572-018-0206-z.
Zhu, Xia, et al. “Plastics in the deep sea – A global estimate of the ocean floor reservoir.” Deep Sea Research Part I: Oceanographic Research Papers, vol. 206, 2024, pp. 1–9, https://doi.org/10.1016/j.dsr.2024.104266.
[1] Beat Plastic Pollution
[2] “Age of Plastic”

