Çevre anlayışımız öncelikle yaşadığımız, çalıştığımız ve genellikle doğa ve insanlarla iletişim kurduğumuz mekân tarafından belirlenir. Kimliğimiz, kültürümüz, tarihimiz ve politikalarımız bir mekân algısıyla çevrelenmiştir.
Sezgisel olarak mekân kendine dönük, dışa kapalı ve hatta kendi içerisinde muhafazakâr görünse de, kaçınılmaz olarak küresel olandan da etkilenmektedir. Yerel, ulusal ya da küresel ölçütlerde tecrübe edilmesinden bağımsız olarak, mekânlar doğal ya da sabit değildirler. Mekânı dinamik bir unsur, bir “buluşma noktası” olarak algılamak, belirgin mekânların ötesine uzanan ilişki ağlarında ve iktidar biçimlerinde mekânı kuramsallaştırmamızı sağlar.
Aynı zamanda, mekânın ilerleyici bir politika alanı olarak okunması, iktidar, eyleyicilik ve insan ve insan dışı çevrelere karşı sorumluluk ilişkileri bakımından çevre ile kültürün birbirine nasıl bağlı olduğunu somut şekilde anlamamızı da sağlamaktadır. Çevresel ve kültürel olarak mekânların bütünlüğünü savunmak, turizmi ve ekonomik faydayı geliştirmeye öncelik verenlere karşı süregelen bir mücadeledir. Bu nedenle, insanlar, mekânları koruyup muhafaza ettikleri, geliştirip değiştirdikleri ve farklı seviyelerde diğer mekânlarla bağ kurdukları için mekân üzerinde uzlaşırlar.
Dahası, mekân, fizikselin ötesine geçer. Mekânı deneyimlememiz, bedenden haneye, topluluk, millet ve dünya seviyesine kadar uzamsal ölçütler arasında bir geçişkenliğe sahiptir. Örneğin, Avustralya gibi ülkelerde, mekân, çevre ve kimlik etrafında örülmüş ilerleyici anlatıların çoğalması, mekâna dair yeni algıların oluşturulması ve mekânın üzerinde yeniden uzlaşmayı sağlama açısından yeni çabalardır. Bu anlatılar, sömürgecilik tarihinin vahşetini kabul ederek 45.000 yıllık yerli kültürlerin, toprak, zaman ve ruhanilik gibi kavramların farklı anlamlarının karmaşıklığını benimser. Böylesi yeni bir algılayış, ciddi iktidar dengesizlikleri ile toprağa maddesel ve ruhani olarak özen gösterme gerekliliğinin farkına vararak, mekân kavramının farklı kültürel anlayışlarını kabullenir ve bir araya getirir.
