PENTACLE 101: Kirlilik

Kirlilik, toplumun önceliklerini, ihtiyaçlarını ve hastalıklarını nasıl yorumladığının hem sebebi hem de sonucudur. Yabancı maddelerin eyleyiciliğinin yoğunlaştığı bir bütün olan kirlilik, organizmalarla, tabiatla ve toplumlarla etkileşime girer, kirlettiği maddesel bedenlerin içinde ve onların arasında yaşar. Bu sırada bazı beklenmedik etkileri açığa çıkaran bir güce de sahiptir. Aslında kirlilik, onu belirleyen ekolojik, toplumsal ve siyasi etkenlerin bileşiminin izlerini takip eder, böylece de davranış biçimlerinin ve söylemlerin, ekonomik öngörülerin ve yaşam tarzlarının da tezahür etmesine neden olur. Öyküleyici yanıyla, anlatısal bir eyleyici olarak kirlilik, bir toplumun büyük anlatılarının ve onun baskıcı sistemlerinin örtüsünü kaldırır. Örneğin kirlilik, Napoli yakınlarındaki, suç eylemleri (sözde “ekomafya”) ve yetersiz siyasi koruma karışımı ile zehirlenmiş eski bir tarım alanı olan “Ölüm Üçgeni”nin fiziksel ve siyasi–toplumsal bedeninin hikâyesini anlatır. Fiziksel olduğu kadar tinsel (yani maddesel olmayan) bir olgu da olan kirlilik, yaşayan maddeye, yani bedenlere ve toprak parçalarına, istismarları ve eşitsizlikleri meydana çıkaran bir turnusol testi gibi tepki verir. Endüstriyel gelişmenin sağladığı yüksek yaşam standartlarının kaçınılmaz bir bedeli olan kirlilik, bugün, yetersiz çevre politikalarını, yozlaşmaları ve insan ve insan olmayan doğa üzerinde kurulan çeşitli baskı şekillerini açığa çıkarır. Tam da bu sebepten kirliliği, çağdaş toplumların doğal ve siyasi ekolojilerindeki anahtar bir kelime olarak kabul edebiliriz.

+ posts