Michael Jackson’ın “Earth Song” Klibinde Ekoeleştirel İzler

Bu yazıda Doç. Dr. Başak Ağın’ın 2024-25 Güz döneminde TED Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde verdiği Introduction to Environmental Humanities (Çevreci Beşeri Bilimlere Giriş) dersinde yazılan ödevlerden kısa bir seçkiyi sizinle paylaşıyoruz. Dilara Çınar ve Aden Kartalcı’nın, Michael Jackson’ın “Earth Song” klibi üzerine yazmış oldukları ekoeleştirel değerlendirmeleri, yazarların kendi çevirileri ve Başak Ağın’ın redaksiyonuyla sunuyoruz. Klibi izlemek için buraya tıklayınız.


Michael Jackson’ın “Earth Song” adlı şarkısı, insanlığın Dünya ile olan ilişkisine dair güçlü bir ekoeleştirel bakış açısı sunar ve çevresel tahribat, sömürü ve insan-doğa bağlantısı gibi konuları ön plana çıkarır. Hem sözleri hem de görselleriyle Jackson, ekolojik yıkıma dikkat çeker ve insanlığı gezegen üzerindeki etkisini yeniden düşünmeye davet eder.

Antroposantrizm insanları doğanın üzerinde konumlandıran, genellikle insan dışı yaşamın sömürülmesine ve göz ardı edilmesine yol açan insan merkezli bir bakış açısını ifade eder. Jackson’ın “Earth Song” şarkısı, insan ihtiyaçlarını gezegenin refahının önüne koymanın yıkıcı sonuçlarını vurgulayarak bu bakış açısını eleştirir. Şarkının sözlerinde, “Gün doğumu ne olacak? / Yağmur ne olacak? / Kazanmamız gerektiği söylenen tüm şeyler ne olacak?” gibi sorular sorularak, insanlığın durmaksızın ilerleme arayışının doğayı sürdürülmesi imkansız bir sürece sürüklediği ve karşılığında ödenmesi ağır bir bedel getirdiği ima edilir. Başka bir deyişle, şarkı insan faaliyetlerinin neden olduğu yıkıma yas tutar. Videoda ise, ormansızlaşma, yanan tarlalar ve ölen hayvanların görüntüleri, çevrenin ortak bir yuva yerine bir kaynak olarak görüldüğü antroposantrik bir dünya görüşünden kaynaklanan çevresel tahribatı gözler önüne serer. Jackson’ın hüzünlü tonu, yalnızca insan çıkarlarının önemsenmesinin, tüm yaşam formları için yıkıcı bir döngüye yol açışını eleştirir.

Biyosfer, tüm ekosistemlerin küresel toplamını, Dünya üzerindeki tüm yaşam formlarını ve bu canlıların yeryüzü sistemleriyle olan etkileşimlerini kapsar. Şarkıda Jackson, yaşamın birbirine bağlılığını vurgular ve Dünya’yı bütünleşik, canlı bir varlık olarak kabul eder. Bu bakış açısı, “Hiç fark etmek için bir dakika durup baktın mı?/ Bu ağlayan Dünya’yı, bu gözyaşı döken kıyıları?” sözlerinde ifade edilir. Videodaki çeşitli manzaralar, ormanlar, okyanuslar ve insan faaliyetlerinden etkilenen tarlalar gibi sahneler, biyosferin savunmasızlığını gözler önüne serer. Biyosferin bu görsel temsilleri, ekolojik zararın küresel boyutunu vurgular ve herkesin bağımlı olduğu yaşam sistemlerini korumak için ortak bir sorumluluk gerektiğini hatırlatır.

Son olarak, Derin Ekoloji, tüm canlıların doğuştan gelen bir değeri olduğunu savunan ve doğaya derin bir bağlılık ve saygıyı teşvik eden ekomerkezci bir felsefedir. “Earth Song” şarkısında Jackson, derin ekolojik bir bakış açısı benimseyerek Dünya’ya verilen zarara yas tutar ve doğanın acısını insan acısına benzetir. Videoda, dünyanın dört bir yanındaki insanların toprakla derin bir bağ kurarak toprağa sarıldığı ve acıyla haykırdığı güçlü sahneler yer alır. “Peki ya çiçekli tarlalar? / Bir zaman var mı?” ve “Yalnız oğluna vaat ettiğin tüm barış ne olacak?” gibi sözler, yalnızca kaynakların değil, doğayla kutsal bir ilişkinin de kaybına dair bir duygu yaratır. Bu, Derin Ekoloji’nin ilkeleriyle örtüşerek, baskıcı bir yaklaşımdan birlikte var olmaya geçiş çağrısı yapar; insanların Dünya’yı bir yaşam ortağı olarak görüp, yalnızca bir tüketim kaynağı olarak değerlendirmemesi gerektiğini savunur.

Sonuç olarak, Michael Jackson’ın “Earth Song” şarkısı, antroposantrizme meydan okuyan, biyosferin birliğini vurgulayan ve Derin Ekoloji ilkelerini benimseyen güçlü bir ekolojik farkındalık çağrısıdır.

Dilara Çınar


Michael Jackson’ın “Earth Song” şarkısının klibi; ormansızlaşma, çevresel tahribat, savaşın ve hayvanların kâr amacıyla öldürülmesinin sonuçlarını sergiliyor. Şarkının sözlerindeki retorik sorular, insanların dünyaya neler yaptığını sorguluyor; arka vokaller ise, şarkının son nakarat kısmında yer alan “What about us” / “peki ya biz?” ifadesini tekrarlıyor. Bu ifade iki şekilde yorumlanabilir; bunlardan biri, arka vokalleri söyleyen kişilerin bu ifadeye katılıp Jackson’ın bir sonraki sözünü desteklemesi; diğeri ise, arka vokallerin ona katılmayıp “peki ya biz (insanlar)?” diyerek önceki sözlerde neyin önemli olduğuna dair öneriyi sorgulamaları.

Klipte, Michael Jackson ve dünyanın farklı yerlerinden insanlar, çevrenin halini gördükten sonra diz çöker ve toprağa dokunurlar. Şarkının son nakaratında, Michael Jackson’ın güçlü bir duyguyla söylediği bölümde, kuvvetli rüzgârlar eser, şimşekler çakar ve bu, hayvanların ve insanların hayatını yeniden canlandırır, ormansızlaşma ve benzeri çevresel zararları tersine çevirir. Bu durum, sanki Michael Jackson’ın duygulu sesiyle gerçekleşmiş gibi gösterilir. Klipte, farklı yerlerde birbirlerinden habersiz gibi görünen grupların bir araya gelerek diz çöktüğü görülmektedir. Yani dünyanın dört bir yanındaki insan toplulukları meydana gelen ekokırım karşısındaki çaresizlikleriyle birleşmiş durumdadır. Burada Michael Jackson’ın sesi, çevreyle ilgili farkındalık yaratmayı amaçlayan ekoeleştirel medyayı temsil eder. Sanki Jackson’ın sesiyle bir uyanış gerçekleşmiş gibidir. Gerçekte ise doğa kendini ancak insanların aşırı tüketimi durdurmasıyla yenileyebilir.

Biz insanlar, hala antroposantrik bir dünya görüşüne sahibiz; kimyasal geri dönüşüm ve minimalizm gibi uygulamaları, çoğu zaman geçici bir etkilenmeyle hayata geçiriyoruz. Avlanma ve balıkçılık yasakları bile çoğu zaman yalnızca bir sonraki sezonda hasat alabilmek için, yetersiz sürelerle uygulanıyor. Ekosantrik bir dünya görüşü ise insanları merkeze koymaz; insanları da içeren ancak doğayı bir bütün olarak değerlendiren bir yaklaşımdır. “Çevresel bozulmayı tersine çevirmek için neden sadece insanlar bir şey yapmalı?” ve “Ya biz (insanlar)?” gibi soruların cevapları, Michael Jackson’ın bu klibinde bulunabilir. Doğa, ancak insanlar bir araya gelip çevreye verdikleri zararı azaltırsa ve bunu geçici değil, kalıcı bir şekilde yaparsa, kendini yenileyebilir.

İnsanları bu amaçla bir araya getiren şey; enerjiyi nasıl ürettiğimiz, plastiklerin etkileri, kıyafetlerin nasıl üretildiği ve geri dönüşümün nasıl çalıştığı gibi konularda eğitimdir, ancak, çevrecilikle ilgili mesleği olmayan bir insanın her zaman çevre dostu olmayı hatırlaması veya önemsemesi zor olabilir. Bu yüzden çevre eğitiminin öncesinde, insanların dikkatini çekmek için medya, edebiyat, şarkılar gibi unsurlara ihtiyaç vardır. İşte bu nedenle Michael Jackson’ın nakaratındaki her şeyi düzelten rüzgârlar, bir anlamda ekoeleştirel medya ve edebiyatı, yani çevresel yenilenme ve büyüme için başlangıç noktasını temsil eder.

Son olarak, böyle faydalı medya içeriklerinin, mesela pahalı bir prodüksiyonu olan bu klibin, çekimleri sırasında çevreye zarar verdiği konusunda ekoeleştirmenlerin eleştirileri de olmuştur. Örneğin, bu klip için bir tarlaya kontrollü bir yangın çıkarılmış ve bazı ağaçlar kesilmiştir. Bu tür müzik videoları, filmler gibi görsel medyanın üretiminde bu tür ironiler dikkate alınmalıdır. Yine de, böyle bir sanatın etkisi, prodüksiyon sırasında meydana gelen küçük çaplı çevresel zararı telafi edebilecek kadar büyük olabilir.

Aden Kartalcı

Dilara Çınar
+ posts
Aden Kartalcı