Bu poster, 2024 Güz döneminde TED Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde Doç. Dr. Başak Ağın’ın verdiği Çevreci Beşerî Bilimlere Giriş dersinin sunumları için Yağız Yazıcı, Çağla Vural, Selim Çomak, Didem Özdemir ve Zeynep Sude Can tarafından hazırlanmıştır. İçeriği Asım Esat Kalyon yayına hazırlamıştır.
This poster is prepared and presented by Yağız Yazıcı, Çağla Vural, Selim Çomak, Didem Özdemir, and Zeynep Sude Can in the Introduction to Environmental Humanities course taught by Assoc. Prof. Dr. Başak Ağın at TED University, Department of English Language and Literature in the Fall Semester of 2024. The content is checked and proofread by Asım Esat Kalyon.

İnsan kültürü, tarihi ve felsefesini araştıran beşeri bilimler, birçoğumuzun odak noktalarından. Mavi Beşeri Bilimler ise bu odağı okyanus ve diğer su ortamlarıyla olan ilişkimize kaydırıyor. Mavi Beşeri Bilimler özünde suyun (okyanuslar, nehirler veya denizler) insan yaşamını ve düşüncesini nasıl şekillendirdiğini anlamakla ilgili olup insanlığın su alanlarıyla olan kültürel, ekolojik ve duygusal bağını keşfetmek için edebiyat, tarih, sanat, felsefe ve hatta deniz bilimlerini harmanlayan disiplinlerarası bir alandır.
Yüzyıllar boyunca okyanuslar genellikle gizemli ve tehlikeli boşluklar ya da sadece sömürülmesi gereken kaynaklar olarak görülmüş iken bugün Mavi Beşeri Bilimler bizden daha derinlere bakmamızı, suyu bir ilham, tarih ve yaşam kaynağı olarak görmemizi sağlıyor. Herman Melville’in Moby Dick‘i gibi hikayeleri, hatta Moana gibi modern filmleri düşünün. Bu eserler bizi sadece eğlendirmekle kalmıyor, denizle süregelen ilişkimizi de yansıtıyor.
Mavi Beşeri Bilimler, kültürün ötesinde güncel çevre sorunlarıyla da ilgilenir. Günümüzde okyanuslar artan sıcaklıklar, kirlilik ve biyolojik çeşitlilik kaybı gibi tehlikeler ile karşı karşıya olup kıyı toplulukları bu etkileri ilk hissedenler arasında yer almakta. Mavi Beşeri Bilimler, doğa bilimlerini ve beşeri bilimleri entegre ederek bu zorlukları anlamak için bir bakış açısı sunup gezegenimizin sularının geleceği için sorumluluk almaya teşvik etmekte.
Uzun lafın kısası, Mavi Beşeri Bilimler bize suyun insan yaşamı için sadece bir zemin değil, hepimizi kültürel, tarihsel ve ekolojik olarak birbirine bağlayan hayati, dinamik bir güç olduğunu hatırlatmakta. Bizi, insanların su ortamlarımızla uyumlu bir şekilde bir arada yaşadığı evimize,mavi gezegene, daha derin bir saygı beslediğimiz bir dünya oluşturmamıza yardım etmekte.
Öncüler:
Steve Mentz: 2009 yılında, erken modern edebiyat uzmanı Steve Mentz “mavi kültürel çalışmalar” ya da “mavi beşerî bilimler” ifadesini ortaya attı. Bu kavram, edebiyat, tarih ve kültürel teori de dahil olmak üzere disiplinlerarası mercekler aracılığıyla, insanlar ve okyanuslar arasındaki karmaşık ilişkileri araştıran akademisyenlerin ortak çalışmalarını tanımlamak için kullanıldı. Mentz’in 164 sayfalık, 10 kısa bölümden oluşan Mavi Beşerî Bilimlere Giriş kitabında tüm okyanusların yanı sıra Karayip Denizi, Akdeniz ve bir bütün olarak Dünya Okyanusu’nda kolay okunur bir dille yüzüyoruz. Mentz, edebi klasikleri tamamen yeni eserlerle -şiir, roman- birleştirerek sadece felsefi konuları değil, aynı zamanda denizcileri, deniz kızlarını, korsanları, sörfçüleri, yüzücüleri ve diğer deniz hayvanlarını bu denli ince bir kitaba sığdırmayı başarmıştır.
Margaret Cohen: İngilizce profesörü Margaret Cohen, geçtiğimiz yirmi yıl boyunca mavi ya da okyanus beşerî bilimleri olarak bilinen yeni bir alanın tanımlanmasına yardımcı olmuştur. Bu yeni disiplin, sanat edebiyat ve denizcilik tarihi gibi kültürel yapılar aracılığıyla ifade edilen, insanın denizle olan bağlantılarını araştırmaktadır. Bu proje, mavi beşerî bilimler ile okyanus bilimlerinin kesiştiği noktada hem Okyanuslar Bölümü bünyesinde hem de Stanford dışındaki ortak kurumlarda araştırma yapmak için yol gösterici ilkeleri tanımlayacaktır.
Hester Blum: “The Prospect of Oceanic Studies” (2010) ve “Introduction: Oceanic Studies” (2013) gibi makaleler katkılarının merkezinde yer almaktadır. Denizcilik kültürünü, tarihi okyanus seferlerini ve okyanusların sosyal ve maddesel insan deneyimlerini şekillendirme yollarını araştırmaktadır.
Mavi Beşeri Bilimlerin Katkıları: Mavi beşerî bilimler alanı gezegenin çalkantılı denizlerini ve sıkıntılı tatlı sularını çeşitli sosyokültürel, edebi, tarihi, estetik, etik ve teorik perspektiflerden eleştirel bir şekilde inceler. Bu anlamda birçok yazar ve düşünür okyanuslara vurgu yaparken mavi beşerî bilimler aynı zamanda tatlı suları, buzulları ve hatta göllerden ve buzullardan gelen su buharını araştırır.
Antroposen adı ile anılan dönemde bulunan tüm su manzaraları sömürülmüş ve tehlike altına girmiş yerlerdir. Disiplinlerarası bir iş birliği sürdüren alan, suyla düşünmeyi teşvik eder ve dokunaçlı, insan merkezli düşüncenin ötesinde birlikte düşünmeyi teşvik eder. Mavi beşerî bilimlere olan katkılardan birisi ekomerkezciliktir. Disiplinlerarası çatı altında birçok alanda çalışarak standart deniz ve tatlı suların kültürel önceliğine meydan okunması ve çevre filozofları ve ekologlar tarafından doğa merkezciliğini ifade etmek için kullanılan bir terimdir. En önemli su sorunlarıyla ilgilenen bu terim, maddeci ekoeleştirel bakış açısından bu konu hakkında yeni söylemlere de katkı sağlıyor.
Merak hissini destekleme: Mavi beşerî bilimler sadece bir kaynak olmayıp güzellik ve gizem kaynağı olarak da insanlığın denize olan merakını yeniden canlandırmakta. Dolayısıyla bu, okyanusu ve koruyan kültürel çalışmalara ilham verebilir.
İnsanlara ilham olma: Örneklemek gerekirse, çağdaş yazar ve seyahat yazarı Jonathan Raban, denizi tüm semboller arasında en değişken olarak tanımlıyor çünkü ona göre “deniz, doğrulanabilir bir nesne değil, daha ziyade her yazar ve her nesil için kendini yeniden şekillendiren son derece sıvı ve uçucu bir element.” Raban’a göre deniz, inançlarını kaybetmiş, görünüşte doğanın ölümsüzlüğünün ve dünyevi yaşam vaadinin kanıtlarını görmeye başlayan insanlar için bir sonsuzluk sembolü haline gelmiştir. Hatta, başka bir örnek olarak Joseph Conrad, sanayi devrinde karanın başına gelenleri küçümseyip denizi tek çare olarak görmüştür.
Doğa olaylarına karşı farkındalık: Mavi beşerî bilimler, deniz ekosisteminin tarihi ve kültürel önemini inceleyerek okyanus asitlenmesi, yükselen deniz seviyesi ve biyolojik çeşitlilik kaybı gibi konularda farkındalığı geliştirmesine ilham olmakta. Bu sorunları sadece bilimsel bir endişe olarak değil, aynı zamanda kültürel ve varoluşsal krizler olarak çerçeveleyip ve vurgulamakta.
Edebiyattan Örnekler
Moby Dick, Beyaz Balina – Herman Melville (1851)
Hikaye, balina avcılığına odaklanır; balina avı, bazen gerekli ama çoğu zaman zararlı olan bir uygulamadır ve kısmen insanların okyanusla etkileşimini açıklamaya çalışır. Doğa ile olan samimiyet ve insanın güzellik üzerindeki egemenlik arzusu da bu bağlamda ele alınır. Okyanus, bitmek bilmeyen bir karanlık olarak, korkutucu olduğu kadar büyüleyici bir şekilde betimlenir ve bir şekilde her zaman insanın arzusuyla ilişkilendirilir. Okyanus, deniz üzerinde üstünlük kurmanın, insanın kendi üzerinde egemenlik kurmasıyla benzer olduğunu gösterir.
Fırtına – William Shakespeare (1611)
Meşhur Rönesans dönemi İngiliz şair Shakespeare’in bu oyunu, denizle çevrili bir adada geçer ve insanların doğa ile, ayrıca toplumla olan ilişkilerinin çeşitli yönlerini analiz etmeye dair ipuçları verir. Fırtınaların başlangıcı, merkezde kaos olan, kontrolsüz ve vahşi bir şekilde odaklanır. Bu esnada okyanus, karakterler için ayrılığın, sakinliğin ve değişimin yeri haline gelir.
Dışa Yolculuk – Virginia Woolf (1915)
Rachel Vinrace adlı karakter, Woolf’un ilk kitabında, Güney Amerika’ya doğru bir tekne yolculuğuna çıkarak öz keşif arayışına girer. Su, onun toplum tarafından dayatılan sınırlarla mücadele ederken yaptığı duygusal-psikolojik yolculuğun sembolüdür. Okyanus, kişinin kendini keşfetmesi için bir yer haline gelir.
Yaşlı Adam ve Deniz – Ernest Hemingway (1952)
Bu kısa hikâye, okyanusu yaşayan bir varlık olarak kişileştirir; okyanus, hem iş fırsatları sunan hem de rakip olan bir unsurdur. Santiago ile dev kılıç balığı arasındaki mücadele, yalnızca fiziksel bir düello değildir; maneviyatı en ilkel haliyle insan ile doğa arasındaki ilginç bağa dikkat çekilir. Hemingway, okyanusu hem vahşi hem de görkemli bir güzellik açısından gösterir. Okyanus, bireylerin arasındaki ıssızlık ve ayrılığın uçurumlarını artırır.
İlgili Terimler:
Akışkan poetika: Terim, Steve Mentz’in John Gillis’ten sonra yazdığı A Poetics of Planetary Water: The Blue Humanities adlı kitabında ortaya atılmıştır ve suyun akışkan doğasından esinlenen bir anlatı ve düşünceyi ifade eder. Bu nedenle, suyun fiziksel özelliklerini edebi ve kültürel anlatılara entegre eder.
Metaforlar: Hester Blum’a göre “Deniz bir metafor değildir ve metaforik temsil denizi maddi olmayan hale getirir.” Bu, denizi metaforik olarak ele almanın onun fiziksel anlamını kaybetmesine neden olduğu ve bunun insan merkezli bir yaklaşım olduğu anlamına gelir. Denizler hakkında farklı metaforlar yaratılabilir.
Yaşayan metaforlar: Denizlerin ve su canlılarının ifade gücü, anlam üretme kapasitelerinden bahseder. İnsanlara muhtaç olmadan sadece onlara ait bir anlam üretimleri vardır. Bu üretim birlikte varoldukları canlılıkları ile ortaya çıkar.
Akışkan metaforlar: Su sadece fiziksel bir madde değil; aynı zamanda sosyal ve kültürel anlamları da şekillendiren bir ölçüttür. Değişimin ve akışın simgesidir.
Hidro-maddesel öyküler: Çevreci Beşeri Bilimler profesörü Serpil Oppermann tarafından ortaya atılmıştır. Su ve su altı ortamının biyolojik ve abiyotik sistemleri arasındaki etkileşimlerden bahseder.
Etkileşimin Sıvı Dinamiği: Joanna Zylinska tarafından ortaya atılan bir terimdir. İnsan ve deniz özlerinin sürekli ve karşılıklı etkileşiminin altını çizer.
Mavi Anadolu Hümanizmi (Mavi Anadoluculuk): Öncüleri Halikarnas Balıkçısı, Azra Erhat, Selahattin Eyüboğlu’dur. Temel fikirleri, belirli bir toprak parçasında yaşayan bir halkın mevcut kültürünü, geçmişte aynı coğrafyada yaşamış tüm toplumların kültürleriyle harmanlamaktır. “Mavi Yolculuk” adlı turla Ege Denizi bölgesini gösterip tanıtmaktadırlar.
Dünya okyanusu: İnsanların karasal bir bakış açısı vardır ve denizsel bakış açısı bizim için yabancı ve dışsal bir alandır. Cohen ve Fate bunu “İnsanlık dışı büyüklükler ve tamamen yabancı olgular” olarak tanımlar. Bu nedenle okyanusun enginliğini ve içindeki olguları insanın ötesinde olarak tanımlarlar.
(Islak) Onto-Lojik: Onto-lojik, Astrida Neimanis’in teorisine dayanır. Bu, bağlantı veya iletişim mantığının artık insanları suyla düşünmeye ve hidrosferin sembolik anlamlarını yeniden değerlendirmeye teşvik ettiği anlamına gelir. Islak ontolojiler ise, hem fiziksel hem de kavramsal olarak Purcell ve Hender’in The Corrupting Sea eserine dayanır. Her bağlamda insanlar suyla ilişkilendirilir. Okyanusun sıvı maddiliği aracılığıyla ve ondan hareketle düşünmeyi teşvik eder.
Yeni talasoloji: Purcell ve Hender’ın The Corrupting Sea adlı kitabına dayanmaktadır ve okyanusların ve denizlerin insan toplumları üzerinde nasıl biçimlendirici bir etkiye sahip olduğunu açıklar.
Karakuatik ekoeleştiri: (Terimin Türkçe karşılığı ilk kez Gülşah Göçmen tarafından, Başak Ağın ve Z. Gizem Yılmaz editörlüğünde 2023’te yayımlanan Beşerî Bilimlerin 50 Rengi: Çevreci, Dijital, Tıbbi ve Posthüman Sesler kitabında kullanılmıştır). Terra, Gaia anlamına gelir yani toprak, aqueous ise Yunancada su anlamına gelir. Bryton’a göre, hem kara hem de suyun nasıl birbirine bağlı olduğunu ve etkileşimde bulunduğunu anlatır.
Mecazi Batık: Serpil Oppermann tarafından türetilmiştir. Denizin metaforik zenginliğinin, insan hayal gücü ile deniz arasındaki ilişkinin anlaşılmasıdır. Okyanusun dinamik yapısının şairlerin yaratıcı potansiyelini nasıl ortaya çıkardığını ve bu sürecin şiirin kendisi üzerinde nasıl dönüştürücü bir etkiye sahip olduğunu ifade eder.

Many of us are familiar with the term humanities, which explores human culture, history, and philosophy, Blue Humanities shifts this focus to our relationship with the ocean and other aquatic environments. At its core, Blue Humanities is about understanding how water—whether oceans, rivers, or seas—shapes human life and thought. It’s an interdisciplinary field, blending literature, history, art, philosophy, and even marine science to explore humanity’s cultural, ecological, and emotional connection to aquatic spaces.
For centuries, oceans were often seen as mysterious and dangerous voids or simply as resources to be exploited. But Blue Humanities asks us to look deeper, to see water as a source of inspiration, history, and life. Think of stories like Herman Melville’s Moby Dick, or even modern films like Moana. These works don’t just entertain us, they reflect our ongoing relationship with the sea.
Beyond culture, Blue Humanities also engages with urgent environmental issues. Oceans today face rising temperatures, pollution, biodiversity loss, and coastal communities are among the first to feel these impacts. By integrating science and humanities, Blue Humanities provides a framework to understand these challenges and encourages us to take responsibility for the future of our planet’s waters.
Long story short, Blue Humanities reminds us that water is not just a backdrop to human life but a vital, dynamic force that connects us all culturally, historically, and ecologically. It calls us to imagine a world where humans coexist harmoniously with our aquatic environments, fostering a deeper respect for the blue planet we call home.
Pioneers:
Steve Mentz: In 2009, early modern literary scholar Steve Mentz coined the phrase “blue cultural studies”—or “blue humanities”—thereby providing a rubric for the collective work of an increasing number of scholars who had shifted their attention from land to ocean, and from the surface to what lies below to explore the complex relationships between humans and oceans through interdisciplinary lenses, including literature, history, and cultural theory
In 164 pages, 10 short chapters of the book An Introduction to the Blue Humanities, we swim through all the oceans, as well as the Caribbean Sea, the Mediterranean Sea and the World Ocean as a whole in an easy-to-read language. The author combines literary classics with completely new works – poetry, novels. Unbelievably, the author has managed to roll up and fit not only philosophical digressions, but also sailors, mermaids, pirates, surfers, swimmers and other sea animals in the thin book, like a bottle.
Margaret Cohen: Over the past twenty years, Margaret Cohen, professor of English, has helped define an emerging field known as the blue or oceanic humanities. The new discipline explores human connections to the sea expressed through cultural constructs like the arts, literature, and maritime history. This project will define the guiding principles for pursuing research at the intersection of the blue humanities and ocean sciences both within the Oceans Department and beyond Stanford at partner institutions.
Hester Blum: Articles like “The Prospect of Oceanic Studies” (2010) and “Introduction: Oceanic Studies” (2013) are central to her contributions. She delves into maritime culture, historical oceanic expeditions, and the ways oceans shape social and material human experiences.
Contributions of Blue Humanities:
The field of the blue humanities critically examines the planet’s troubled seas and distressed freshwater from various sociocultural, literary, historical, aesthetic, ethical, and theoretical perspectives. While many writers and thinkers emphasize oceans, blue humanities think they also explore fresh water, ice, and even water vapor, from lakes and glaciers.
All waterscapes in the Anthropocene are overexploited and endangered sites. The field called transdisciplinary cooperation encourages thinking with water and thinking together beyond the conventions of tentacular anthropocentric thought. One of the contributions to the blue humanities is ecocentrism, which is a term used by environmental philosophers and ecologists to express nature centrism by working in many fields under the umbrella of the sciences, challenging the standard cultural primacy of sea and fresh water, emphasizing the importance of all living creatures and nature. Engaging with the most pressing water problems, this element contributes to those new discursive practices from a material ecocritical perspective.
Encouraging a Sense of Wonder: The Blue Humanities rekindle humanity’s awe for the sea, not just as a resource but as a source of beauty and mystery. This can inspire cultural works that celebrate and protect the oceanic world.
Awareness of natural phenomena: By examining the historical and cultural significance of marine ecosystems, the Blue Humanities inspires awareness of issues like ocean acidification, rising sea levels, and biodiversity loss. It frames these problems not just as scientific concerns but as cultural and existential crises.
It can be an inspiration for people: To illustrate, the contemporary writer and travel writer Jonathan Raban has called it the most protean of all symbols because “the sea is not a verifiable object. It is, rather, the supremely liquid and volatile element, shaping itself newly for every writer and every generation.” For him, “it became a symbol of eternity, comfort to those who, having lost their faith in the divine dispensation of everlasting life, came to see in its apparently timeless flows evidence of nature’s immortality and a secular promise of everlasting life.” Moreover, Joseph Conrad, who despised what had happened to land in the industrial age, says “the sea was the only viable alternative.”
In Literature:
Moby Dick by Herman Melville (1851)
The story focuses on whaling, which is the practice of killing whales that is sometimes necessary but mostly harmful.Whaling in part seeks to explain the human interaction with the ocean, the coziness of nature, and the will of mankind to dominate the beauty. The ocean represents a never-ending darkness, enchanting in its horror, and for some reason, it is always linked with the longings of people anywhere. It demonstrates that supremacy over the sea is similar to possessing control over oneself.
The Tempest by William Shakespeare (1611)
This play, which is set on an island, attempts to analyze the diverse relationship humans have with nature and the nature of society. The commencement of the storms is focused on in the form center chaos, which is wild, lay without control. In the meantime, the ocean becomes a place of separation, a place of quietness and a place of change for the characters.
The Voyage Out by Virginia Woolf (1915)
The character Rachel Vinrace here undertakes a journey in search of self-discovery while going on a trip aboard a boat headed for South America in Woolf’s first book. Water symbolizes the emotional-psychological journey she makes while struggling with her aims and the societal restrictions imposed on her by her environment. The ocean becomes the location for exploring and discovering oneself.
The Old Man and the Sea by Ernest Hemingway (1952)
In this novella, Ocean (sea) is personified as a living being who provides job opportunities and also is a rival. The struggle between Santiago and the giant marlin is more than a physical duel; attention is drawn to the intriguing link which binds man and nature in its most primal form. Hemingway shows the ocean from its fierce but also splendidly beautiful angles. The ocean increases the gaps of desolation and separation of individual beings.
Related Terms:
Fluid Poetics: The term was coined by Steve Mentz in his book A Poetics of Planetary Water: The Blue Humanities after John Gillis and it expresses a narrative and thought inspired by the fluid nature of water. Thus, it integrates the physical properties of water into literary and cultural narratives.
Metaphors: According to Hester Blum “The sea is not a metaphor, and the metaphoric representation renders the sea immaterial.” This means that considering the sea metaphorically makes it lose its physical meaning, and it is an anthropocentric approach. Different metaphors can be created about the seas.
Living Metaphors: The expressive power of the seas and aquatic creatures speaks of their capacity to produce meaning. It belongs only to them without belonging to humans because of the life that they possess.
Fluid Metaphors: Water is not just a physical substance; it also shapes social and cultural meanings. It is the symbol of change and flow.
Hydro-material Stories: Coined by Serpil Oppermann. The interactions between biological and abiotic systems of water and underwater environment.
Liquid Dynamic of Exchange: Coined by Joanna Zylinska. The continuous and reciprocal interaction of human and marine essences.
Blue Anatolian Humanism: Pioneers are The Fisherman of Halicarnassus, Azra Erhat, and Selahattin Eyüboğlu. Their idea is basically the blending of the current culture of a people living in a certain piece of land with the cultures of all societies that have lived in the same geography in the past. With the tour called “Blue Voyage” they show and introduce the Aegean Sea region.
World Ocean: Humans have a terrestrial perspective, and the marine perspective is an alien and external field to us. Cohen and Fate describe this as “inhuman magnitudes and wholly alien phenomena. Thus, they define the vastness of the ocean and the phenomena within it as being beyond human.
(Wet) Onto-Logic: Onto-Logic is based on Astrida Neimanis’s theory which tells of the logic of connection or communication encouraging people to think with water and re-evaluate the symbolic meanings of the hydrosphere. Wet ontologies are based on The Corrupting Sea by Purcell and Hender both physically and conceptually. In every context, humans are associated with water. Thinking through and from the ocean’s liquid materiality.
New Thalassology: It is based on Purcell and Hender’s book The Corrupting Sea, and it explains how oceans and seas have formative effects on human societies.
Terraqueous Ecocriticism: Terra means Gaia or earth, and aqueous means water in Greek. According to Bryton, it tells how both land and water connect and interact.
Figurative Submerge: Coined by Serpil Oppermann. It is an understanding of the metaphorical richness of the sea and its relationship with human imagination. It expresses how the dynamic structure of the ocean reveals the creative potential of poets and how this process has a transformative effect on the poetic itself.
